Uzun zamandır ertelediğin o telefon görüşmesi
Telefonunda yıllardır aramadığın bir numara var. Belki birlikte büyüdüğün bir kuzenin numarası; tek bir yazın koca bir ömür gibi geldiği zamanlardan kalma. Belki on yıl önce havaalanında son kez sarıldığın teyzenin. Belki de vefat eden annenin ya da babanın ailesinin; sessiz geçen her ay bir sonraki aramayı biraz daha ağırlaştırıyor.
Bu arama, umursamadığın için zor değil. Aradan zaman geçtiği ve nereden başlayacağını bilmediğin için zor. Ailesinin ülkesinden uzakta büyüyen birçok kişi için ikinci bir mesafe daha var: ailenin dili zamanla siliniyor. Bu rehber, o aramayı gerçekten yapmakla ilgili: nasıl hazırlanacağın, ilk zor dakikada ne söyleyeceğin ve kelimeler artık kolay gelmiyorsa ne yapacağın.
İlk arama neden her yıl daha da zorlaşıyor
Ne kadar beklersen, o arama kafanda o kadar büyüyor. Sessiz geçen her yılın hesabını vermen gerektiğini hissetmeye başlıyorsun ve bu his seni aramaktan büsbütün alıkoyuyor. Oysa hattın öbür ucundaki kişi genellikle o yılların hesabını tutmuyor. Çoğu akraba sadece telefonun çalmasına seviniyor.
Neyden korktuğunu kendine açıkça söylemek işe yarıyor. Genelde iki şeyden biri oluyor: bu kadar zaman sonra ne konuşacağını bilememek ya da söylemek istediğini onun dilinde söyleyememek. İkisi de gerçek. İkisi de arama başlar başlamaz küçülüyor ve ikisine de hazırlanmak mümkün. Bu rehberin geri kalanı da tam olarak bunun için.
Önce kısa bir mesaj at
On yıl sonra habersiz bir arama iki taraf için de baskı yaratır. Birkaç gün önceden atacağın kısa bir mesaj sürprizi ortadan kaldırır, karşı tarafa sevinmek için zaman tanır ve seni de sözünü tutmaya bağlar.
Onun dilinde yazmakta zorlanıyorsan mesajı çok kısa tut ya da onunla görüşen bir akrabandan haber vermesini iste. Mesajın tüm kavuşmayı taşıması gerekmiyor. Sadece aramanın önünü açması yeterli.
Sade ve dürüst olsun:
- "Merhaba teyzeciğim, ben Elif. Seni çok düşünüyorum. Bu hafta sonu seni arayabilir miyim?"
- "Görüşmeyeli çok oldu. Sesini duymayı çok isterim. Aramak için ne zaman uygunsun?"
- "Eski fotoğraflarımızı buldum. Pazar günü arayıp sana anlatabilir miyim?"
İki taraf için de uygun bir saat seç
Söz vermeden önce saat farkını kontrol et. Onun yatma saatine ya da yemek saatine denk gelen bir arama, daha ısınmaya fırsat bulamadan yorgun başlar. Çoğu aile için hafta sonu, onların saatiyle öğleden sonra ya da akşamın ilk saatleri iyi gider. Yaşlı akrabalar için ise onların saatiyle sabahın geç saatleri çoğu zaman en dinç ve en konuşkan oldukları vakittir.
Bir saatte anlaştıktan sonra bunu takvimine yaz ve bir randevu gibi gör. Pazar saat 4 için söz verdiğin bir aramayı ertelemek, "bir ara ararım" dediğin bir aramayı ertelemekten çok daha zordur.
Konuşacak üç şey hazırla
Sessizlik korkusu aslında söyleyecek bir şey kalmama korkusudur. Yazılı bir metne ihtiyacın yok. Hazırda tuttuğun üç konu, sohbet her duraksadığında yeniden başlaması için yeterli.
Geçmişe dair sorular karşı taraf için bir armağandır. Birinden hatırlamasını istemek, o anın senin için de değerli olduğunu söyler. Kendi hayatından tek bir ayrıntı ise ona bir dahaki sefere soracak bir şey verir. Aramadan önce şunları not et:
- Ortak bir anı: "Sıcaktan damda yattığımız yazı hatırlıyor musun?"
- Bugünkü hayatına dair bir soru: "Ev nasıl? Şimdi yakınlarda kimler oturuyor?"
- Kendi hayatından paylaşacağın bir şey: bir çocuk, bir iş, bir taşınma ya da anlatabileceğin bir fotoğraf.
İlk zor dakika, kelime kelime
Kusursuz bir açılışa ihtiyacın yok. Dürüst bir açılışa ihtiyacın var. Aradaki boşluğu açıkça dile getirmek onun ağırlığını alıp götürür ve bunun için tek bir cümle yeter.
O ilk dakikadan sonra konuşma genellikle kendi kendine akar. Sessizliklere izin ver. Böyle bir aramada sessizlik başarısızlık değil, iki insanın olan biteni içine sindirmesidir. Duygulanırsan bırak gelsin. "Bir saniye izin ver" demek yeterli ve duygulandığını duyması, söyleyeceğin her şeyden daha çok anlam taşıyabilir.
İlk aramayı büyütme. Aranızda bir kırgınlık varsa bu, onu çözecek arama değil. "Geçmişi konuşmak için aramadım, sadece sesini duymak istedim" demek yeterli ve bu doğru.
Bunlardan herhangi biri ilk cümlen olabilir:
- "Ben Mert. Uzun zaman oldu, biliyorum. Seni çok özledim."
- "Bu kadar yıl geçmesine izin verdiğim için üzgünüm. Seni düşünmeyi hiç bırakmadım."
- "Babam senden hep bahsederdi. Sesini duymak istedim."
- "İstediğim kadar sık aramıyorum. Bugün bunu değiştirmek istedim."
Dil zamanla silindiyse kendi dilinde konuş
Birçok kişi için asıl duvar geçen yıllar değil. Anneannenin dilini anlıyorsun ama artık o dilde bir sohbeti sürdüremiyorsun. Cümleyi kafanda kuruyorsun, yarısında bir kelimeyi kaybediyorsun ve hayalini kurduğun arama baş sallamaya, "evet, evet, iyi" demeye dönüşüyor. Sonra yine erteliyorsun.
Bilingo tam olarak bu durum için yapıldı. Karşı tarafın normal numarasına gerçek bir telefon araması yapıyor: cep telefonu ya da sabit hat fark etmiyor. Onun hiçbir şey kurması ya da hesap açması gerekmiyor; telefonu her zamanki gibi çalıyor. Canlı bir yapay zeka tercüman senin söylediğini onun dilinde, onun söylediğini senin dilinde sırayla aktarıyor. Hoparlörden yapılan bir sohbet gibi, her cevabın çevrilmesi için kısa bir bekleme oluyor. 79 dilde ve istediğin dil çiftinde çalışıyor.
Bu, aramanın niteliğini değiştiriyor. Hâlâ hatırladığın üç kalıp yerine gerçekten söylemek istediğin cümleyi kuruyorsun. "Seni çok özledim ve bu kadar geciktiğim için üzgünüm" diyorsun, o da bunu eksiksiz biçimde kendi dilinde duyuyor. Sen de cevabını kendi dilinde duyuyorsun.
Abonelik yok. Kredi satın alıyorsun ve dakika başına harcıyorsun. Ülkeye göre dakikası $0.30'dan başlıyor ve tam ücreti aramadan önce görüyorsun. Kredilerin süresi dolmuyor ve kimse açmazsa hiçbir ücret alınmıyor. Yeni hesaplar ücretsiz kredilerle başlıyor, yani ilk merhaba sana hiçbir şeye mal olmuyor.
Sık sorulan sorular
Dili anlıyorum ama artık konuşamıyorum, ne yapmalıyım?
Bu, yurt dışında büyüyen insanlarda çok yaygın ve utanılacak bir tarafı yok. Birkaç seçeneğin var: ikiniz de konuşabildiğinizden fazlasını anlıyorsanız sen kendi dilinde konuşup onun kendi dilinde cevap vermesini isteyebilirsin, birkaç temel cümleyi yazıp önüne koyabilirsin ya da çevirili bir arama kullanıp ikinizin de kendi dilinde rahatça konuşmasını sağlayabilirsin.
İlk arama ne kadar sürmeli?
Düşündüğünden kısa. Sıcak geçen on on beş dakika, ikinizin de doldurmakta zorlandığı bir saatten iyidir. Asıl önemli olan nasıl bittiği: kapatmadan önce bir sonraki aramada anlaşın. "Seni gelecek ay yine arayabilir miyim?" demek, tek bir kavuşmayı bir alışkanlığa dönüştürür.
Telefonu açmazlarsa ne yapmalıyım?
Bunu üstüne alma. İnsanlar aramaları kaçırır ve bilinmeyen ya da yurt dışı numaralar çoğu zaman açılmaz. Aradığını ve tekrar deneyeceğini söyleyen kısa bir mesaj at, sonra yeni bir saat belirle. Aramanın geleceğini bilirlerse açarlar.
Aramadığım yıllar için ne demeliyim?
Dürüst tek bir cümle ve sonra devam et: "Bu kadar zaman geçmesine izin verdiğim için üzgünüm." Yıl yıl hesap vermek zorunda değilsin ve çoğu akraba bunu istemez de. Onlar senin iyi olduğunu ve onları düşündüğünü bilmek isterler.
Arama duygusal bir hâl alırsa ne olur?
Bırak alsın. Böyle bir aramada gözyaşı yönetilmesi gereken bir sorun değil, genellikle işin özüdür. "Bir saniye izin ver" de, nefes al ve devam et. Karşındaki kişi çoğu zaman bu aramanın senin için de en az onun kadar önemli olduğunu görmekten rahatlar.
Ailene telefon aç
Yurt dışındaki aileni her zamanki telefonlarından ara, sen kendi dilinde konuş, sözlerini canlı bir tercüman karşı tarafa taşısın.
Bilingo'yu al — ilk arama ücretsizOkumaya devam et
Çocuğunla anneannesi ve dedesi aynı dili konuşmuyorsa
Çocuğun İngilizce cevap veriyor, anneannen anlamıyor. Kısa haftalık aramalar, fotoğraflar, iki taraflı kalıplar ve canlı çevirili aramalar.
Ortak bir diliniz yokken eşinin ailesiyle gerçekten konuşmak
Farklı dil konuşan kayınvalide ve kayınpederinle gerçek bir bağ kurmanın yolları: küçük ritüeller, ilk cümleler ve ilk sahici konuşma.
İkinizden biri hep tercüman oluyor
İkinizden biri hep tercüman oluyor. Farklı dil konuşan çiftler bu yükü nasıl paylaşır, aileyle ilk telefonu nasıl planlar, kendi adına nasıl konuşur.